Life is Strange: Before the Storm “Sözsüz Vedalar, Sessiz Bağlar”

Tür: İnteraktif hikâye anlatımı, duygusal drama.

Bitirme Süresi:

Ana hikâye: 6–8 saat

Ek bölümlerle birlikte: 8–10 saat

Yan Görevler:

Geleneksel yan görevler bulunmuyor

Ancak ortam keşfi, karakterlerle etkileşim ve gizli grafiti bulmaları üzerinden içerik zenginleşiyor

Platformlar:

  • PC (Steam, Epic Games)
  • PlayStation 4, PlayStation 5
  • Xbox One, Xbox Series X/S
  • macOS
  • iOS & Android (mobil sürümler mevcut)

İnsan bazı şeyleri ancak kaybettikten sonra anlar.
Bazen o şey bir kişi olur, bazen bir his, bazen de kendin.
Ama ne olursa olsun, her başlangıcın içinde bir veda saklıdır.

Life is Strange: Before the Storm, zamanla yarışan değil, zamanda duran bir hikâye.
Bu defa saatleri geri alamıyorsun.
Bu defa yaptığın her şey gerçek.
Bu, Chloe Price’ın hikâyesi.
Yani kaybetmenin, özlemenin, direnmenin ve en önemlisi sevmenin hikâyesi.

Oyun, Life is Strange evreninden tanıdığımız mavi saçlı isyan kızı Chloe’nin Max’le yeniden buluşmasından öncesini anlatıyor.
Yani Chloe’nin neden böyle biri olduğunun, hangi acıların onu dönüştürdüğünün hikâyesi bu.
Annesiyle kopan bağlar, babasının ölümüyle gelen boşluk, okuldan atılmalar, kimliğini arayış…
Ve tam bu sırada hayatına giren biri: Rachel Amber.

Rachel…
Parlak, gizemli, tutkulu.
Sanki varlığı bile başlı başına bir şiir.
Ama her parıltının ardında bir gölge varsa, Rachel’ınkini görmezden gelmek kolay değil.

Chloe ve Rachel’ın ilişkisi, sadece bir arkadaşlık değil.
Bu, birbirine tutunma hikâyesi.
Kendini bir başkasında bulma.
Sana hiçbir şey söylemese bile gözlerinin her şeyi anlatması.
Birbirine “seninle başka bir yere kaçmak istiyorum” diyebilmenin cesareti.

Ve işte oyunun kalbi burada atıyor.
Yalnızlığın, öfkenin, hayal kırıklığının ortasında küçük ama gerçek bir şey bulmak.
Bir bakış. Bir gülümseme. Bir şarkı.
Geri alınamayan zamanın içinde anlam yaratmak.

“Before the Storm”, büyük olaylar vadetmiyor.
Ama en küçük şeylerin en çok canı yaktığını hatırlatıyor.
Bir mesajın cevapsız kalması.
Bir elin tutulmaması.
Bir veda edilemeyen günün içinde sıkışıp kalmak.

Oyunun mekanikleri sade:
Konuşmalar, seçimler, küçük keşifler.
Ama işte o konuşmalar…
Seçtiğin her cümle, iki hayatın yönünü belirleyebilecek kadar ağır.

Ve müzikler.
Oyuna özel bestelenen Daughter parçaları…
Sanki karakterlerin iç sesi olmuş.
Yürürken fonda çalan her melodi, sana geçmiş bir yazı, unutulmuş bir arkadaşlığı, kalbinde hâlâ iz bırakan bir kişiyi hatırlatıyor.

Before the Storm, bir yan hikâye değil.
Bu, bir kalp kırığının hikâyesi.
Ve belki de en dokunaklısı, o kalbin kırıldığını bile henüz anlamamış olman.

Night Book: “Bazı Kitaplar Sadece Okunmaz… Çağrılır.”

Kingdom Come: Deliverance “Krallığın gölgesinde doğan bir kahraman.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir